IŞİD'liler ambulansla taşınmış

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 32 kişinin öldüğü canlı bomba eylemini gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün Adıyaman’da işlettiği, daha sonra belediye tarafından kapatılan İslam Çay Ocağı’na HDP’nin Diyarbakır mitingine düzenlenen bombalı saldırıyı gerçekleştiren Orhan Gönder’in de gittiği ortaya çıkmıştı.IŞİD’in Türkiye’deki örgütlenme faaliyetleri noktasında gözlerin çevrildiği Adıyaman’a giderek incelemelerde bulunan CHP heyetinin raporında vahim tespitler sıraladı. Suriye’den ambulans

10 Ağustos 2015, Pazartesi
Yazdır

İşte o rapor:

IŞİD’İN İRTİBAT NOKTALARI: Bazı kahvehaneler “IŞİD İrtibat Noktası’’ haline gelmiştir. Örgütün eleman devşirdiği bir diğer temas noktası ise kentteki bazı camilerdir. Özellikle Maraşlılar Camii’nde ve Fatih Camii’nde dışardan gelen ve camilerde sohbetler ile cihaT yanlısı çağrıda bulunan kişiler bulunmaktadır. Bu duruma cami hocalarının göz yumduğu anlaşılmaktadır. Bir cami hocasının, kendisine bu durumu şikâyet eden bir aileye “Sen bu işe karışma, bunlar dışarıdan geldiler, devlet gönderdi. Yakında giderler” dediği belirtiliyor.

ANNELERİNE 'ÇARŞAFA GİR' DİYEN ÇOCUKLAR: Annelerine çarşafa girme baskısı yapan çocukların, camide namaz kılan babalarına ise “devletin imamının arkasında namaz kılınmayacağı” gerekçesi ile “sizin yolunuz yol değil, Hak yoluna gelin” diye çağrıda bulundukları anlatılmaktadır.
SINIR 20 TL: Dikkat çekici bir diğer nokta, Suriye’ye giden gençlerin birkaç ay sonra geri dönmeleri ve bir süre Adıyaman’da kaldıktan sonra tekrar Suriye’ye geçmeleridir. Sürekli gelip gittikleri halde Emniyet tarafından bu kişiler hakkında bir işlem yapılamıştır. Bazı çocuklar ailelerine, sınırdan 20 TL vererek geçtiklerini ifade etmiştir. İddiaya göre sınırın öte tarafından yaralı getiren ambulanslar buradan gençleri oraya götürmektedir.

İHBARLAR DİKKATE ALINMIYOR: Çocuklarının evi terk ederek Suriye’ye gidip gelmesi karşısında aileler kendi çocuklarını Emniyet makamlarına ihbar etmişlerdir. Hatta Diyarbakır bombacısı olduğu iddia edilen Orhan Gönder’in ailesinin, çocukları evi terk etmeden 6 ay önce, Diyarbakır’daki patlamadan ise yaklaşık bir yıl önce 2014 yılında Emniyet’e gittiği ve şikayette bulunduğu belirtilmiştir. Ancak buna karşın Emniyet güçleri tarafından bir adım atılmamış ve “suç işlemedilerse bir şey yapamayız” denilerek durum geçiştirilmiştir.

Alevilerden IŞİD nöbeti
Raporun ikinci bölümünde de kentte görüşülen kişilerin ifadelerine yer verildi. Buna göre, sivil toplum örgütleri, Alevi kanaat önderleri ve Cemevi yöneticileri ile yapılan görüşmelerde IŞİD’e katılımların şehirde aleni biçimde yapıldığı, buna rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı, durumun önlenmesi için hiçbir girişimde bulunulmadığı belirtildi. Cemevi yöneticileri cemevlerine gelen kişi sayısının azaldığını ifade ederken, insanların düğünlere bile gidemez hale geldikleri ve bazı köylerde gece nöbeti tutulduğu ifade edildi.

IŞİD’den tutuklu yok
Adıyaman Cumhuriyet Başsavcısı Ali Ulvi Yılmaz da heyetle görüşmesinde halen IŞİD örgütünden ilde tutuklu kişinin bulunmadığını ancak 15 kişi hakkında tutuklama için yakalama kararı çıkarıldığını, 40 civarında kişiye adli kontrol uygulandığını, delil toplama aşamasında sürdürülen bir soruşturmanın mevcut olduğunu söyledi. Yılmaz, Diyarbakır bombacısının kendilerince kayıp olarak arandığını ifade etti.

Seyahat özgürlüğü
Heyet, Adıyaman emniyeti ile yaptığı temasta da bir emniyet müdür yardımcısıyla görüştü. Müdür yardımcısı, heyetin “Suriye’den çatışmadan geldiği bizzat bilinen bu şahıslara yönelik teknik bir takibatı var mıdır” sorusuna, “Seyahat özgürlüğü vardır, böylesi bir müdahalede bulunma yetkimiz söz konusu deği” yanıtını verdi.

DİYARBAKIR BOMBACISININ AİLESİ DAVUTOĞLU'YLA GÖRÜŞMÜŞ
Raporda Orhan Gönder’in ailesinin heyete aktardığı oldukça çarpıcı bilgilere de yer verildi. Aile, çocuklarının durumunu AKP il kongresinde Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ilettiklerini belirtirken, şunları kaydetti: “Mart ayında ‘Anne rüya gördüm, namaza başlayacağım’ dedi. Biz de ‘Aleviyiz’ dedik ve kızdık. 13 Ekim 2014 günü saat 19.00’da kayboldu. Biz Elbistan’daydık. 2013 yılında 14 kişi eğitim almışlar. Bu çocukları örgütlüyorlar. Giden çocuklardan birinin babası yılların HDP’lisi. O çok uğraştı. Biz de oğlumuz gidince bu işin başı kimdir diye çok araştırdık. 8 ay boyunca sınırlara gittik. AKP İl Kongresi’nde Başbakanla görüştük. Başbakan, ‘Senin oğlun için MİT’e talimat verdim’ dedi.
Giden çocuklardan birinin ailesi oğlunun eşiyle gittiğini söyleyince Başbakan, ‘İyi ki beraber gitmişler, birbirlerine destek olurlar’ dedi. 6 Haziran’da yakalanıyor. Akşamüzeri görüştük. Ağladı ama hiç konuşmadı. Sürekli ‘Ben yapmadım’ diyordu.”

Mitinge destek vermeye gittim
Heyet, Orhan Gönder ile de cezaevinde görüştü. Orhan Gönder heyete, “Lise döneminde esrar içtim, içki de içerdim. Bağımlı değildim. Ailemin inançsal açıdan değişmesini istedim. Diyarbakır’a bir hafta önce geldim. Mitinge Kürt olduğum için destek amaçlı gittim. Alandan herkesi boşalttılar. ‘Bölgeyi arayacağız’ dediler. Mitingin sonunu beklemeden ayrıldım. Patlamayı yarım saat sonra öğrendim. Bir insan öldürmek bütün insanlığı öldürmektir. Ben devletime sadığım. Suruç’a da üzüldüm. Suruç’taki bombacıyı tanımıyorum. Psikolojim iyi değil. İntihar etmeyi düşünüyorum. Artık dayanamıyorum” dedi.

BAŞBAKANLIK BİMER'E ŞİÂYET EDİLMİŞ: Suruç’taki canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz ile H.H.P ve M.S.K isimli şahısların çocukları kandırıp örgüte götürdüğü ve çocukların örgüte katılmasında baş sorumlu oldukları, aileler tarafından ifade edilmektedir. Örgüte katılan gençlerden birinin yakını tarafından, “kardeşi ve diğer kişilerin kandırıldığı, orada evlendirildiği, beyinlerinin yıkandığı ve paralarının alındığı’’ şeklinde BİMER aracılığıyla Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na hitaben Eylül 2013’te iki farklı şikâyette bulunulmasına karşın bu kişiler hakkında uzun bir süre hiçbir işlem yapılmamış, bu durum adeta görmezden gelinmiştir. Tüm bu durumlardan sonra, ancak kısa bir süre önce bir soruşturma açılabilmiştir.
Suruç’tan beter şeyler olabilir

Adıyaman izlenimleri ve raporun yazım süreciyle ilgili Cumhuriyet’e konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, çocukları IŞİD saflarına katılan ailelerin birçoğunun birbirlerini tanıdıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Orada gördüğümüz manzaranın özeti şu; devletin bu konuda iyi niyetli bir zaafiyeti söz konusu değil; tam tersine tam bir koruma ve kollama var. Katılımlar resmen teşvik ediliyor. Örneğin Orhan G.’nin annesi, oğlunu polise götürüyor ve ‘benim oğlum IŞİD’çi’ diyor. Annenin bu ifadesine rağmen polis bir şey yapmıyor. Gençler, Türkiye’den kalkıp Suriye’ye savaşmaya gidiyor. Bir süre sonra dönüp tatil yapıyor, dinlendikten sonra tekrar savaşa gidiyor. Türkiye’de Suruç’ta yaşanan katliamdan daha beter olaylar yaşanabilir. Düşmanıyla savaşılmasını sevap sayan anlayışın faturası ağır olabilir. Kentte büyük bir tedirginlik ortamı da var. İnsanlar düğünlere, camilere, cemevlerine gitmeye bile korkuyorlar.”

GERÇEK GÜNDEM




Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

8 + 7 = ?

 
En Son Haberler
Çok OkunanlarBugün . Dün . Bu Hafta
Kritere uygun haber bulunamıyor.
haber yazılımı: buki